Rus Gemileri Atlantik Altındaki İnternet Kablolarını Takibe Aldı
Rusya’ya ait balıkçı gemilerinin, Avrupa ile ABD arasındaki internet ve iletişim trafiğini taşıyan denizaltı kabloları üzerinde yüzlerce kez şüpheli faaliyet yürüttüğü ortaya çıktı. Son dört buçuk yıllık gemi takip kayıtlarında 17 Rus balıkçı gemisinin, kritik fiber optik kabloların bulunduğu bölgelerde uzun süre beklediği veya kablo güzergâhlarını takip ettiği belirlendi. 500’den fazla olayın tespit edilmesinin ardından İngiltere, denizaltı iletişim altyapısına yönelik sabotajların cezalarını ağırlaştırmak için harekete geçti.
Atlantik Okyanusu’nun altından geçen ve Avrupa ile Kuzey Amerika’yı birbirine bağlayan fiber optik kablolar, Rus gemilerinin şüpheli hareketleri nedeniyle yeniden gündemde. 2021 yılından itibaren toplanan gemi takip verilerinin incelenmesi sonucunda, Rusya’ya ait 17 balıkçı gemisinin denizaltı iletişim kabloları çevresinde 500’den fazla olağan dışı hareket gerçekleştirdiği tespit edildi.

Global Fishing Watch tarafından sağlanan uydu tabanlı gemi takip kayıtları, deniz haritalarında yer alan kablo güzergâhlarıyla karşılaştırıldı. İnceleme sırasında gemilerin belirli noktalarda saatlerce kaldığı, bazı kablo hatlarını uzun mesafeler boyunca izlediği ve aynı bölgelerden tekrar tekrar geçtiği görüldü.
Denizaltı internet kablolarının genel güzergâhları, gemilerin bu altyapılara zarar vermesini önlemek amacıyla denizcilik haritalarında bulunuyor. Ancak kabloların deniz tabanındaki kesin konumlarının belirlenmesi, daha ayrıntılı ölçümler gerektiriyor. Rus gemilerinin hareketleri de bu konumların hassas biçimde haritalandırılması ihtimalini gündeme getirdi.
İncelenen gemilerden biri, Avrupa ile ABD arasındaki dokuz farklı denizaltı kablosunun güzergâhında toplam 113 saat geçirdi. Söz konusu geminin Nisan 2023’te Atlantic Crossing 1 kablosunun yaklaşık 25 kilometrelik bölümünü takip ederken 10 kez rota değiştirdiği belirlendi.
İskoçya’nın kuzeyindeki Atlantic Crossing 1 kablosu üzerinde Rus balıkçı gemilerinin toplam 337 saat bulunduğu kaydedildi. Bu sürenin 322 saati yalnızca Nisan 2023’te gerçekleşti.
Şüpheli hareketlerin kaydedildiği bir diğer bölge ise Atlantik’i aşan Hibernia Express kablosunun çevresi oldu. Şubat 2025’te bir Rus gemisinin bu hattı tekrar tekrar geçtiği görüldü. Geminin belirli bir manevra sırasında hızını iki deniz milinin altına düşürerek kablonun bulunduğu bölgede 42 dakika geçirdiği belirlendi.
Kayıtlarda ayrıca Shetland Adaları ile Faroe Adaları’nı birbirine bağlayan SHEFA-2 kablosunun güzergâhını takip eden bir gemi de bulunuyor. Başka bir Rus gemisinin ise İngiltere, Fransa ve İspanya’yı ABD’ye bağlayan Amitié ve Grace Hopper denizaltı kablolarının bazı bölümleri boyunca ilerlediği tespit edildi.
Gemilerin zaman zaman hızlarını iki ila üç deniz miline kadar düşürmesi de dikkat çeken ayrıntılar arasında yer aldı. Denizcilik uzmanları, bu hızlarda ilerleyen gemilerden sonar sistemleri veya uzaktan kumandalı su altı araçlarıyla deniz tabanı taraması yapılabileceğini belirtti.
Askerî yetkililerin değerlendirmelerinde, şüpheli gemilerin bazı bölümlerinin insansız su üstü araçlarını (USV) veya uzaktan kumandalı su altı araçlarını (ROV) taşıyabilecek büyüklükte olduğu ifade edildi. Özellikle kabloyla gemiye bağlı çalışan ROV sistemleri, su altındaki altyapının hassas biçimde incelenmesinde kullanılabiliyor.
Sonar donanımına sahip bir su altı aracı, incelenecek yapının yaklaşık 100 metre üzerinde çalıştırıldığında milimetre düzeyinde hassasiyetle haritalama yapabiliyor. Böylece kabloların yalnızca haritalarda gösterilen yaklaşık güzergâhları değil, deniz tabanındaki gerçek konumları da belirlenebiliyor.
Bununla birlikte gemi hareketleri, söz konusu araçların gerçekten kullanıldığını veya kablolara fiziksel müdahalede bulunulduğunu tek başına kanıtlamıyor. İncelemelerde doğrudan gerçekleştirildiği doğrulanan bir kablo kesme ya da sabotaj eylemi tespit edilmedi.
Rusya’nın sivil gemiler üzerinden istihbarat topladığına ilişkin şüpheler, ülkenin 2022 yılında kabul ettiği denizcilik doktriniyle de ilişkilendiriliyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından onaylanan doktrin, balıkçılık ve diğer sivil denizcilik unsurlarının ülkenin denizcilik faaliyetlerinde kullanılmasına ilişkin düzenlemeler içeriyor.
NATO yetkilileri, Rus sivil balıkçı gemilerinin hareketlerinin izlendiğini doğruladı. İttifak içerisindeki bir kaynak, bazı gemilerin balıkçılıkla bağlantısının oldukça zayıf olduğunu ve bu gemilerden bazılarının güvertesinde hiç balık görülmediğini belirtti.
İngiltere Telekomünikasyon Bakanı Ian Murray de Rusya’nın bazı faaliyetlerinde ticari kuruluşları ve sivil unsurları kullandığını söyledi. Murray, İngiliz iç istihbarat servisi MI5’ın da bu konuya dikkat çektiğini ifade ederek şüpheli faaliyetlerin kamuoyuna duyurulmasının yabancı devletler adına çalışan ticari unsurlar üzerinde caydırıcı etki oluşturabileceğini dile getirdi.
Denizaltı iletişim kabloları, ülkeler arasındaki internet trafiğinin yanı sıra bankacılık işlemleri, finansal veri aktarımı, uluslararası telefon görüşmeleri ve ulaşım sistemlerinin iletişim altyapısında da kullanılıyor. İngiltere’nin uluslararası veri trafiğinin yaklaşık yüzde 99’u denizaltı kablolarından geçiyor. Ülkenin bağlantılı olduğu 64 aktif denizaltı telekomünikasyon kablo sistemi bulunuyor.
Denizaltı iletişim altyapısıyla ilişkili ekonomik faaliyetlerin İngiltere açısından yıllık yaklaşık 65 milyar sterlinlik büyüklüğe ulaştığı belirtiliyor. Kablolarda meydana gelebilecek ciddi ve eş zamanlı kesintiler, internet bağlantılarının yanı sıra bankacılık hizmetlerini, uluslararası veri akışını ve kıtalar arasındaki iletişimi de etkileyebilir.
Söz konusu altyapının korunmasında uluslararası deniz hukuku da önemli bir rol oynuyor. Şüpheli gemilerin uluslararası sularda bulunması, askerî makamların bu gemilere müdahale etmesini sınırlandırıyor. Bir geminin belirli bir kablo güzergâhını takip etmesi veya bölgede uzun süre kalması, tek başına gemiye çıkılması ya da gemiye el konulması için yeterli hukuki gerekçe oluşturmuyor.
İngiltere Kraliyet Donanması, Rusya’nın denizdeki faaliyetlerini aktif olarak izlediğini açıkladı. Ancak denizaltı kablolarının geniş bir coğrafyaya yayılması, bütün hatların sürekli gözetim altında tutulmasını güçleştiriyor. Kablo güzergâhlarının önemli bir bölümünün uluslararası sulardan geçmesi de denetim faaliyetlerini zorlaştırıyor.
İngiliz hükümeti, yaşanan gelişmelerin ardından 1885 tarihli Submarine Telegraph Act yasasının yerini alacak yeni düzenlemeler hazırladı. Önerilen değişiklikler kapsamında denizaltı iletişim kablolarına kasıtlı zarar verilmesi durumunda 14 yıla kadar hapis cezası uygulanabilecek. Ayrıca sabotaj suçları için üst sınırı bulunmayan para cezaları da öngörülüyor.
Denizaltı kablolarına yönelik güvenlik endişeleri yalnızca Atlantik Okyanusu ile sınırlı değil. Eylül 2026’da İngiltere, Norveç ve ABD’nin ortak operasyonunda, Kuzey Kutbu yakınlarındaki Svalbard takımadaları çevresinde Rusya’nın derin deniz araştırma birimi GUGI ile bağlantılı su altı faaliyetleri takip edildi. Operasyonda, denizaltı kablolarını etkisiz hâle getirebilecek bir teknolojinin kullanımına ilişkin Rus tatbikatına müdahale edildiği bildirildi.