Nefes Kredisi bugün yeniden açıldı: 2020’de yüzde 7,5 olan faiz yüzde 36’ya dayandı
Nefes Kredisi’nde 50 milyar liralık yeni dilim açıldı. Firma başına limit 5 milyon liraya yükseldi. Ancak yaklaşık 10 yıldır tekrarlanan tablo değişmedi: Kredi paketleri büyüyor, limitler günler içinde tükeniyor, KOBİ’lerin finansman sıkıntısı sürüyor. Üstelik yüksek faiz ortamında kredinin sağladığı maliyet avantajı da daralıyor. Peki milyarlarca liralık destek neden kalıcı bir çözüm sağlayamıyor?
On yıldır aynı reçete, aynı sorun. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, KOBİ’lere finansman sağlamak amacıyla Nefes Kredisi’nde 50 milyar liralık yeni dilimi duyurdu. 3 Kasım Salı günü başlayan başvurularda firma başına üst limit 5 milyon liraya çıkarıldı. Daha önce kredi kullanan işletmeler de toplam kredi tutarlarını bu sınıra kadar tamamlayabilecek.

TOBB’un açıklamasına göre hazirandan bu yana 45 milyar lira kredi kullandırıldı. Yeni dilimin tamamının kullanılması halinde toplam hacim 95 milyar liraya ulaşacak.
Ancak rakamların büyümesi, Nefes Kredisi’nin temel çelişkisini ortadan kaldırmıyor. 2016’dan bu yana milyarlarca lira kredi dağıtılmasına rağmen işletmeler her yeni pakette yeniden aynı finansman sıkışıklığıyla karşı karşıya kalıyor. Bir yanda günler içinde tükenen limitler, diğer yanda krediye ulaşamayan işletmeler var. Faiz avantajı ise geçmiş yıllara göre daha sınırlı.
Nefes Kredisi’nin yaklaşık 10 yıllık geçmişi, artık yalnızca ne kadar kredi dağıtıldığını değil, bu kredilerin KOBİ’lerin finansman sorununu neden kalıcı biçimde çözemediğini sorgulamayı gerektiriyor.
5 MİLYAR LİRAYLA BAŞLADI, HEDEF 100 MİLYARA ÇIKTI
Nefes Kredisi ilk kez 2016’da devreye girdi. TOBB, Kredi Garanti Fonu (KGF) ve bankaların iş birliğiyle başlatılan programda 5 milyar liralık kredi hacmi oluşturuldu. Bir yıl içinde yaklaşık 30 bin firma bu imkândan yararlandı.

2018’de 7,5 milyar liralık yeni kredi hacmi açıklandı. O dönemde krediler aylık yüzde 0,99, yıllık basit yüzde 11,88 faizle, ilk altı ay geri ödemesiz olmak üzere toplam 18 ay vadeli kullandırıldı.
Pandemi döneminde program yeniden hayata geçirildi. 2020 paketinde yıl boyunca ödeme alınmazken geri ödemeler 2021’e ertelendi. Yıllık yüzde 7,5 faiz uygulanan pakette kredi üst limiti işletmelere göre 50 bin ila 100 bin lira arasında değişiyordu. 2021’de ise yıllık brüt faiz yüzde 17,50’ye yükseldi.
Programın hacmindeki asıl sıçrama 2025’te yaşandı. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun verdiği bilgiye göre üç aşamada 61 bin firma Nefes Kredisi kullandı, toplam destek 81 milyar liraya ulaştı.
2026’da ise yıl içinde açılacak ek limitlerle 100 milyar liralık kredi hacmine ulaşılması hedeflendi.
Kredi hacmi büyüdü, ancak finansmana erişim sorunu aynı hızla küçülmedi.
İLK GÜNDEN KAPANAN KAPI: KREDİ VAR, LİMİT YOK
Nefes Kredisi’nin yıllardır tekrarlanan sorunu, talebin ayrılan kaynağı aşması.
Temmuz 2025’te açılan pakette birçok banka şubesinde limitlerin ilk günden dolduğu, başvuru yapmak isteyen işletmelerin geri çevrildiği haberleri gündeme geldi.
Tepkiler İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) Temmuz 2025 Meclis toplantısına da yansıdı.
Toplantıda bir üye, çalıştığı bankanın şubesine yalnızca 4 milyon liralık limit tanımlandığını, bankanın bu kaynağı başvuran firmalar arasında nasıl paylaştıracağını bilemediğini anlattı.
İTO Deri, Kürk ve Saraciye Meslek Komitesi Üyesi Musa Evin ise tepkisini şu sözlerle dile getirdi:
“Kimsenin ulaşamadığı nefes kredisinde esnaf nefessiz kaldı.”
Aynı toplantıda İTO’nun üyelerine 5 bin 818 faaliyet belgesi verdiği aktarıldı. Bu firmaların tamamının 2’şer milyon lira kredi kullanmak istemesi halinde yalnızca bu başvuruların karşılanması için 11 milyar 636 milyon liralık kaynak gerekecekti.
Benzer tablo 2026’da da yaşandı. Haziranda açılan 25 milyar liralık ilk dilime yoğun talep geldi. İki hafta dolmadan birçok ilde limitler tükendi, kalan kaynak ise sınırlı düzeye geriledi.
BANKALARIN İLGİSİ SINIRLI, KOBİ’NİN İHTİYACI BÜYÜK
Sorun yalnızca kredi hacmi değildi. Bankaların programa katılımı ve kendilerine ayrılan limitler de tartışma konusu oldu.
Ekonomi Gazetesi’nin 2025’te aktardığına göre Nefes Kredisi’nin ilk paketine sekiz banka katılırken faizin bankalar tarafından belirlendiği İmalatçı KOBİ Destek Paketi’nde bu sayı 13’e ulaştı.
Bu farklılık tek başına bankaların neden daha az katıldığını açıklamasa da programın finansman kapasitesinin bankaların katılımına ve ayırdıkları kaynaklara bağlı olduğunu gösteriyor.
Bir tarafta kredi arayan binlerce işletme, diğer tarafta sınırlı kaynakla programa katılan bankalar var. Nefes Kredisi’nin erişim sorunu tam da bu noktada belirginleşiyor.
NEFES HERKESE YETMİYOR: KİMLER DIŞARIDA KALIYOR?
Nefes Kredisi’ne erişimde bir başka tartışma da kapsam.
Programdan TOBB’a bağlı oda ve borsalara üye, KOBİ niteliğindeki işletmeler yararlanabiliyor. Dolayısıyla yalnızca esnaf odalarına kayıtlı işletmeler ile TOBB üyeliği bulunmayan serbest meslek mensupları kapsam dışında kalıyor.
24 Saat gazetesine konuşan uzmanlar, avukat, doktor ve mimar gibi serbest meslek mensuplarının önemli bir bölümünün programdan yararlanamamasını eleştirmiş, erişim koşullarının farklı meslek grupları arasında eşitsizlik yarattığını savunmuştu.
Üstelik programa başvurabilmek kredi alınacağı anlamına gelmiyor.
TOBB, oda ve borsaların hangi firmaya kredi verileceğine karar vermediğini, başvuruların bankalar tarafından değerlendirildiğini açıklamıştı.
Dolayısıyla krediye erişim yalnızca oda veya borsa üyeliğine değil, bankaların kredi değerlendirmesine ve kullanılabilir limitlere de bağlı.
2018’DE YÜZDE 11,88’Dİ, BUGÜN YÜZDE 36: NEFESİN MALİYETİ ARTTI
Nefes Kredisi’nin ilk yıllardaki en önemli özelliği, piyasa koşullarına göre düşük faizle finansman sağlamasıydı. Ancak yüksek faiz ortamında bu avantaj giderek tartışmalı hale geldi.
3 Kasım’da başlayan yeni dilimde 24 aya kadar vadelerde yıllık yüzde 36, daha uzun vadelerde yüzde 34 faiz uygulanıyor. Krediler altı ay anapara ödemesiz dönem dahil en fazla 48 ay vadeli kullandırılabilecek.
Temmuz 2025 paketinde oranlar sırasıyla yüzde 38 ve yüzde 37’ydi. Ekim 2025’teki ikinci pakette ise yüzde 33 ve yüzde 32 seviyesine gerilemişti.
Bugün kısa vadeli Nefes Kredisi faizi, Merkez Bankası’nın politika faiziyle aynı seviyede.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ekim toplantısında politika faizini yüzde 37’den yüzde 36’ya indirdi.

Ancak politika faizi ile ticari kredi faizi aynı şey değil. Nefes Kredisi’nin gerçek avantajını değerlendirmek için bankaların işletmelere sunduğu ticari kredi oranlarıyla karşılaştırma yapmak gerekiyor.
Piyasadan aktarılan örneklerde kısa vadeli ticari kredi faizleri yıllık yüzde 40-41, kredi değerliliği yüksek şirketlere sunulan oranlar ise yüzde 38-39 civarında.
Bu oranlar esas alındığında Nefes Kredisi’nin yüzde 36’lık faizi, bazı işletmeler için birkaç puanlık avantaj sağlıyor. Ancak söz konusu fark her firma açısından aynı değil.
Enflasyonla karşılaştırıldığında da dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor. TÜİK’in eylül verilerine göre yıllık tüketici enflasyonu yüzde 29,73. Nefes Kredisi’nin kısa vadeli yıllık faizi ise bu oranın 6,27 puan üzerinde.
Bununla birlikte geçmiş enflasyon ile kredi faizinin doğrudan karşılaştırılması, kredinin gerçek maliyetini tek başına ortaya koymuyor. Vade, beklenen enflasyon, komisyonlar ve diğer masraflar da toplam finansman maliyetini etkiliyor.
Nitekim 2025’te de iş dünyasından benzer eleştiriler gelmişti. Ekonomi Gazetesi’nin aktardığı değerlendirmelerde, faizin piyasanın altında kalmasına rağmen KOBİ’lerin finansman ihtiyacı dikkate alındığında yüksek olduğu vurgulanmıştı.
FAİZDEN ÇOK ERİŞİM: KOBİ NEDEN BU KREDİYE MECBUR KALIYOR?
Nefes Kredisi’nin yoğun talep görmesinde faizden çok, krediye ulaşabilme imkânı belirleyici.
Program, KGF kefaleti sayesinde teminat yetersizliği yaşayan işletmelerin finansmana erişimini kolaylaştırmayı amaçlıyor.
Ancak anapara ödemesiz dönem, kredinin faizsiz olduğu anlamına gelmiyor. İşletmeler açısından belirleyici olan, krediye erişmenin yanı sıra geri ödeme yükünün sürdürülebilirliği.
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da reel sektörün en önemli sorununu finansmana erişim olarak tanımlıyor. Özellikle KOBİ kredilerine uygulanan büyüme sınırlarının işletmelerin kredi bulmasını zorlaştırdığını belirtiyor.

Bu nedenle Nefes Kredisi, bazı işletmeler açısından daha ucuz finansman seçeneğinden çok, bankacılık sistemi içinde ulaşılabilir bir kredi kanalı anlamına geliyor.
Fakat burada başka bir sorun ortaya çıkıyor: Teminat sorununun hafifletilmesi, bankanın kredi verme kararını ve işletmenin borcu geri ödeme kapasitesini ortadan kaldırmıyor.
Dolayısıyla Nefes Kredisi’nin başarısını yalnızca dağıtılan milyarlarca lirayla ölçmek yeterli değil. Kaç işletmenin başvurduğu, kaçının reddedildiği, kredinin hangi büyüklükteki firmalara ulaştığı ve işletmelerin finansman ihtiyacının ne kadarını karşıladığı da önem taşıyor.
10 YILIN HESABI: MİLYARLAR DAĞITILDI, SORUN NEDEN BİTMEDİ?
2016’da 5 milyar liralık hacimle başlayan Nefes Kredisi, 2026’da 100 milyar liralık hedefe ulaştı. Ancak her yeni pakette benzer tartışmalar yaşanıyor: Sınırlı kaynak, hızla tükenen limitler, yüksek finansman maliyeti ve kapsam dışında kalan işletmeler.
Yeni dilimde firma başına üst limitin 5 milyon liraya çıkarılması, daha yüksek tutarda finansman ihtiyacı bulunan işletmeler için avantaj sağlayabilir. Bununla birlikte sınırlı toplam kaynağın daha fazla işletmeye mi, yoksa daha yüksek tutarlı kredi talep eden daha az sayıda firmaya mı ulaşacağı henüz bilinmiyor.
Şimdi yanıt bekleyen iki soru var:
50 milyar liralık yeni kaynak da önceki paketler gibi kısa sürede tükenecek mi? Faiz indirimleri sürerken Nefes Kredisi’nin maliyeti de düşecek mi?
Yaklaşık 10 yıllık geçmişin ortaya koyduğu asıl mesele ise değişmedi:
KOBİ’lerin finansman sorunu, her yıl yeni bir Nefes Kredisi paketine ihtiyaç duyulmadan çözülebilecek mi?